Ani Harabeleri: Arpaçay Kıyısındaki Orta Çağ Başkentinin Hikâyesi

Ani Harabeleri: Arpaçay Kıyısındaki Orta Çağ Başkentinin Hikâyesi
0

Ani Harabeleri, Kars’ın 42 kilometre doğusunda, Arpaçay’ın derin vadisine yaslanan üçgen bir platoda duran ıssız bir Orta Çağ kentidir. 10. ve 11. yüzyılda Bagratlı Ermeni krallığının başkentiydi; sonra Bizans, Selçuklu, Şeddadi, Gürcü ve Moğol yönetimlerini gördü. Aynı düzlükte kilise, cami, saray, hamam ve sur kalıntılarının yan yana durması da buradan geliyor. UNESCO alanı 2016’da “Ani Arkeolojik Alanı” adıyla Dünya Mirası Listesi’ne aldı.

Ani Harabeleri nerede?

Kent, Türkiye–Ermenistan sınırını çizen Arpaçay’ın (Ermenice adıyla Ahuryan) batı yakasındadır. Doğusunda nehrin kazdığı kanyon, batısında Bostanlar Deresi vadisi uzanır. İki vadi güneyde birleşir ve platoyu bir ok ucu gibi daraltır. Kolay aşılabilecek tek yön kuzeydir; en kalın surların o tarafta olması bu yüzden.

Ani Harabeleri’nin hemen yanındaki yerleşim bugün Ocaklı köyüdür. Plato 1.300 metreyi aşan bir yükseklikte, Kars yaylasının açık ve rüzgârlı düzlükleri içindedir. Surların dibinden bakınca nehrin karşı kıyısı başka bir ülkedir. UNESCO dosyası, bereketli vadilerle çevrili bu doğal kalenin İpek Yolu’nun Anadolu’ya açılan kapılarından birinde durmasını yaklaşık 2.500 yıllık yerleşim sürekliliğinin başlıca nedeni sayar. Kervan ticaretinin bir kenti nasıl büyütebildiğini Suriye çölündeki Palmira da çok farklı bir çağda gösterir.

Ani Harabeleri yakınında Arpaçay vadisi ve çiçekli yamaçlar
Ani yakınında Arpaçay vadisi. Görsel: Adam Jones / Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0

Bir başkentin kısa ve parlak yüzyılı

Bostanlar Deresi’ndeki kaya mağaraları tarih öncesine uzanır; surlu yerleşimin çekirdeği ise bugünkü iç kaledir. Ani’yi büyük kent yapan karar 961’de geldi: Bagratlı kralı III. Aşot sarayını Kars’tan buraya taşıdı. Oğlu II. Smbat (977–989) kenti kuzeyden kapatan ikinci sur hattını yaptırdı. I. Gagik’in uzun saltanatı (989–1020) ise Ani’nin zirvesi kabul edilir. Katedral ve mimar Trdat’ın tasarladığı yuvarlak Gagikaşen kilisesi bu döneme aittir.

Sıkça duyulan “1001 kiliseli kent” sözü bir lakaptır, sayım değildir; gerçek sayı çok daha azdır. Nüfus için verilen 100 bin gibi rakamlar da kesin kayıt değil, kitaptan kitaba değişen tahminlerdir.

Gagik’in ölümünden sonra taht kavgası krallığı zayıflattı. Bizans kenti önce vasiyetle, sonra baskıyla istedi. Son kral II. Gagik Konstantinopolis’e çağrılıp orada alıkonulunca Ani 1045’te Bizans’a geçti. Bazı kaynaklar bu teslimi 1046’ya koyar.

1064’ten 1319’a: el değiştiren kent

Sultan Alp Arslan komutasındaki Selçuklu ordusu kenti 1064’te kuşatıp aldı. Türk kaynaklarında fethin tarihi 16 Ağustos olarak anılır ve kent Anadolu’nun kapısı sayılır. Orta Çağ kronikleri kentin kuşatmanın ardından ağır kayıplar verdiğini de yazar. Katedralin bu sırada camiye çevrildiği, “Fethiye Camii” adının buradan geldiği aktarılır.

Kentin idaresi Selçuklulara bağlı Şeddadi hanedanından Ebu Şüca Menuçehr’e verildi. Bunun tarihi kaynaklarda fethin hemen sonrası ya da 1072 olarak farklı geçer. TDV İslâm Ansiklopedisi hanedanın büyük olasılıkla Kürt asıllı olduğunu, ama kayıtların bu konuda başka ipuçları da verdiğini yazar. Menuçehr surları onardı; cami, hamam ve çarşı yaptırdı.

12. yüzyıl Gürcü krallığı ile Şeddadiler arasında gidip gelen kuşatmalarla geçti. Gürcüler kenti 1124, 1161 ve 1174/1175’te aldı; Şeddadiler ve müttefik Türk beyleri her seferinde geri kazandı. 1199’da Kraliçe Tamar döneminde Ani kalıcı olarak Gürcü egemenliğine girdi, yönetimi Zakaryan (Zakarid) ailesine bırakıldı. Bu son parlak dönemde zengin tüccarlar yeni kiliseler yaptırdı.

Moğollar 1236’da kenti yağmaladı; bazı kaynaklar bu tarihi 1239 olarak verir. Asıl darbe 1319 depremiyle geldi, katedralin kubbesi de o sarsıntıda çöktü. Ticaret yollarının başka yönlere kayması gerisini getirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı kentin 17. yüzyılda tamamen terk edildiğini yazar; UNESCO ise 18. yüzyılda neredeyse boşaldığını belirtir.

Ani Katedrali ya da Fethiye Camii

Ani Harabeleri’ndeki kubbesi yıkılmış Ani Katedrali (Fethiye Camii)
Ani Katedrali (Fethiye Camii). Görsel: Hansm / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

Kentin en büyük yapısının inşaatı 989’da II. Smbat zamanında başladı. Kral ölünce iş durdu; yapı Kraliçe Katranide’nin desteğiyle 1001’de tamamlandı. Kitabenin farklı bir okunuşu 1010 tarihini verir. Mimarı Trdat’tır. Ermeni tarihçi Stepanos Taronetsi’ye göre Trdat, 989 depreminde hasar gören Ayasofya kubbesinin onarımında da çalışmıştı.

Ani Harabeleri’ne gelenlerin ilk durduğu yapılardan olan katedral, dışarıdan sade ve dikdörtgen bir kütledir. İçeri girince sivri kemerler ve demet hâlinde yükselen payeler göze çarpar. Bu ayrıntılar yüzünden bazı yazarlar katedrali Gotik mimarinin habercisi sayar; World Monuments Fund da bu görüşü aktarır. Sirarpie Der Nersessian gibi sanat tarihçileri ise kemerlerin Gotik yapılardaki taşıyıcı işlevi görmediğini söyleyerek bu bağı reddeder. Biçimsel benzerlik sık vurgulanıyor; doğrudan bir etki ise kanıtlanmış değil.

1988 Spitak depremi yapının kuzeybatı köşesinde büyük bir yarık açtı. World Monuments Fund’ın katedral projesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yürütülen koruma çalışmalarını ve 2021’de başlayan ikinci aşamayı anlatıyor.

Ebu’l Menuçehr Camii ve “ilk cami” tartışması

Sekizgen minaresinin gövdesine açık renk taşlarla Kûfi “bismillah” yazısı işlenmiş bu yapı, iç kaleye çıkan yolun yanında, Arpaçay uçurumunun kenarındadır. Bakanlığın Kültür Portalı camiyi “Türklerin Anadolu’da ilk inşa ettiği cami olarak kabul edilen” yapı diye tanıtır. Kazı başkanı Muhammet Arslan da Sultan Melikşah’ın emriyle 1072–1092 arasında yapıldığını söyler. TDV İslâm Ansiklopedisi daha temkinlidir: yapıyı “Anadolu’daki ilk camilerden biri” sayar, tarihi 1072–1086 olarak verir.

Ani Harabeleri’nde Ebu’l Menuçehr Camii ve sekizgen minaresi
Ebu’l Menuçehr Camii. Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Hangi bölümün ne zaman yapıldığı da net değil. TDV minareyi 1125’te Emir Fadlun’a bağlar; bazı yabancı kaynaklar ise minareyi en eski kısım sayıp harimi 12–13. yüzyıla tarihler. İnşa kitabesi bugün yerinde değil, içeriği eski yayınlardan ve bir fotoğraftan biliniyor. Nikolai Marr döneminde yapı kazı evi ve müze olarak kullanılmıştı. 2020’de başlayan restorasyonun ardından yeniden ibadete açıldı.

Tigran Honents Kilisesi’nin freskleri

Ani Harabeleri’nin en iyi korunmuş kilisesi, Arpaçay’a bakan yamaçtaki Tigran Honents (Aziz Gregor) Kilisesi’dir. Türkçede Resimli ya da Nakışlı Kilise diye de anılır. Doğu duvarındaki kitabeye göre 1215’te, Zakaryanlar döneminde zengin bir tüccar olan Tigran Honents tarafından yaptırıldı.

Ani Harabeleri’ndeki Tigran Honents Kilisesi’nin fresklerle kaplı iç mekânı
Tigran Honents Kilisesi’nin iç mekânı ve freskleri. Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

İçerisi neredeyse baştan sona boyalıdır. Doğu yarıda İsa’nın hayatından sahneler, batı bölümde kilisenin adandığı Aydınlatıcı Aziz Grigor’un hayatı anlatılır. Kilisenin Gürcü Ortodoks ayinine hizmet ettiği ve fresklerin Gürcü ustaların işi olduğu düşünülür; bu bir uzman yorumudur, kitabede yazmaz. Dış cephede kemerlerin arasını gerçek ve hayalî hayvan kabartmaları doldurur. Resimlerin bir kısmı zamanla, bir kısmı yazılamalar ve özensiz müdahalelerle zarar gördü.

Surlar, Aslanlı Kapı ve vadi kenarındaki kiliseler

Ziyaretçiyi ilk karşılayan, kuzeydeki çift sur hattıdır. Kültür Portalı surların toplam uzunluğunu 4,5 kilometre verir. Dış sur alçak, iç sur yüksek ve sık burçludur. İç ve dış kapılar birbirinin karşısına denk gelmez; içeri giren düşman iki duvar arasında sıkışsın diye. Ana giriş olan Aslanlı Kapı adını duvardaki aslan kabartmasından alır. Bakanlık kaynakları kabartmayı 1064 sonrasına, Selçuklulara bağlar ve yandaki burçta Alp Arslan’ın fethini anan dört satırlık Kûfi kitabeden söz eder. Kabartmanın tarihi ve kime ait bir simge olduğu konusunda başka yorumlar da var.

Kiliselerin çoğu platonun kenarına, vadiye bakacak biçimde yapılmıştır. Bostanlar Deresi’ne bakan küçük Abughamrents (Polatoğlu) Kilisesi muhtemelen 10. yüzyılın sonundandır. Pahlavuni ailesinin özel kilisesiydi; altı nişli iç planı dışarıdan tahmin edilemez. Amenaprgiç (Kurtarıcı) Kilisesi ise 1035’ten hemen sonra, kitabesine göre Konstantinopolis’ten getirilen bir Kutsal Haç parçasını korumak için yapıldı. Doğu yarısı bir fırtınada çöktü; bu olay çoğu kaynakta 1957’ye konur, bazılarında 1955 ya da 1930’lar geçer.

Arpaçay ile Bostanlar Deresi’nin birleştiği sarp burnun üzerinde, Kız Kalesi diye de bilinen Kızlar (Rahibeler) Manastırı durur. Kurucusu ve inşa tarihi bilinmez; mimarisine bakılarak 12–13. yüzyıla tarihlenir. Kültür Portalı’na göre güney yarısı 1960 depreminde yıkıldı. Ani Harabeleri’nde bunlardan başka Ateşgede diye anılan yapı, Selçuklu sarayı, hamamlar, çarşı ve nehrin üstündeki yıkık İpek Yolu Köprüsü de var.

Ani’yi kim kazdı?

Kars bölgesi 1878–1918 arasında Rus yönetimindeydi. İlk büyük kazılar da bu dönemde, St. Petersburg Bilimler Akademisi adına Nikolai Marr tarafından yapıldı: önce 1892–1893’te, sonra 1904’ten 1917’ye kadar her yıl. TDV, Marr ekibinin camiden pek çok parçayı söküp Rusya’ya götürdüğünü kaydeder. Cumhuriyet döneminde İsmail Kılıç Kökten 1944’te, Kemal Balkan 1964–1967’de alanda çalıştı.

Uzun soluklu Türk kazıları 1989’da Hacettepe Üniversitesi’nden Beyhan Karamağaralı başkanlığında başladı ve 2005’e kadar sürdü. Selçuklu sarayı, Aslanlı Kapı çevresi, çarşı, hamamlar ve konutlar bu dönemde açıldı. Ardından Yaşar Çoruhlu (2006’dan itibaren; bitiş yılı kaynaklarda 2009 ya da 2010), Fahriye Bayram (2011–2018) ve 2019’dan beri Kafkas Üniversitesi’nden Muhammet Arslan kazıları yönetti. Buluntular Kars Müzesi’nde sergileniyor.

UNESCO listesine neden girdi?

UNESCO’nun 1518 numaralı kaydı alanı 2016’da üç kriterle listeye aldı. Ermeni, Gürcü ve İslam mimari geleneklerinin burada buluştuğunu, alanın “Ani okulu” denen Ermeni dinî mimarisinin olağanüstü bir tanığı olduğunu ve 7. ile 13. yüzyıl arasında bölgede ortaya çıkan yapı tiplerinin neredeyse hepsini bir arada gösterdiğini yazar. Dosya övgüyle yetinmiyor: ayaktaki anıtların hiçbirinin ciddi yapısal sorunlardan muaf olmadığını, bazı eski restorasyonların özgün dokuya zarar verdiğini de açıkça söylüyor.

Anadolu’da kazı yoluyla okunan başka büyük kentleri merak edenler, Hitit başkenti Hattuşa’ya ya da İslam döneminde de yaşamayı sürdüren Harran’a bakabilir. İkisi de Ani gibi tek bir döneme sığmayan yerlerdir.

Ani Harabeleri’ni gezmeden önce

Ani Harabeleri’ne ulaşım Kars üzerinden olur; bakanlık şehir merkezinden kalkan otobüslerden, taksi ve turlardan söz eder. Sefer saatleri ve giriş koşulları değişebildiği için yola çıkmadan güncel bilgiyi kontrol etmek gerekir. Alan geniştir, yapılar birbirinden uzaktır. Aslanlı Kapı’dan girip katedrale, Tigran Honents’e ve vadi kenarına inip dönmek yarım günü rahatça doldurur.

Kars kışları uzun ve serttir; mayıs sonundan ekim başına kadar olan dönem gezmek için genellikle daha elverişlidir. Platoda gölge neredeyse yoktur, öğleden sonraları rüzgâr sertleşebilir. Sınır hattına yakın olduğunuz için işaretli yollardan ayrılmamak ve görevlilerin uyarılarına uymak önemlidir. Kazı buluntularını görmek için Kars Müzesi’ni de plana eklemek iyi olur.

Bambaşka türden bir dünya mirası alanıyla karşılaştırmak isteyenler için Güneydoğu’daki Nemrut Dağı iyi bir örnek: orada tek bir kralın dağ başındaki anıt mezarı, burada ise yüzyıllar boyunca el değiştirmiş koca bir kent var.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir