Hattuşa: Hitit İmparatorluğu’nun Başkentinde Kazılar Ne Anlatıyor?

Hattuşa: Hitit İmparatorluğu’nun Başkentinde Kazılar Ne Anlatıyor?
0

Çorum’un Boğazkale ilçesinde, sarp kayalıkların arasından yükselen bir yamaçta, Tunç Çağı’nın en güçlü imparatorluklarından birinin başkenti yatıyor. Hattuşa, Hititlerin yaklaşık dört yüz yıl boyunca yönetim merkeziydi; Mısır firavunlarıyla yazışılan, antlaşmaların imzalandığı, on binlerce kil tabletin saklandığı bir kent. Bugün yürüyerek gezebildiğimiz surları, kapıları ve tapınak temelleri, bu kentin ne kadar büyük olduğunu hâlâ hissettiriyor.

Hattuşa Aslanlı Kapı
Hattuşa’nın güneybatısındaki Aslanlı Kapı. Görsel: Bernard Gagnon / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

Hattuşa Hititlerden önce de vardı

Kentin adı Hititlerden eski. Bölgede MÖ 3. binyılın sonlarında Anadolu’nun yerli halklarından Hattiler yaşıyordu ve yerleşimi “Hattuş” diye anıyorlardı. MÖ 19. ve 18. yüzyıllarda Kayseri yakınındaki Kaniş’i (Kültepe) merkez alan Asurlu tüccarlar burada da bir ticaret noktası kurdu. Bu döneme ait tabletler, kentin o sırada da canlı olduğunu gösteriyor.

Sonra bir yıkım geliyor. Kuşşaralı kral Anitta, kendi adına yazdırdığı metinde Hattuş’u ele geçirip yaktığını ve yerine yabani ot ektiğini anlatır; kenti yeniden iskân edecek krala Gök Fırtına Tanrısı’nın vurmasını diler. Kazılarda kentin bu döneme denk gelen yanık bir tabakası gerçekten bulundu. Metin ile toprak burada birbirini destekliyor.

Bu lanet uzun sürmedi. MÖ 17. yüzyılın ortalarında bir Hitit kralı başkenti buraya taşıdı ve Hattuşili, yani “Hattuşalı” unvanını aldı. Kentin Hitit başkenti olarak hikâyesi böyle başlıyor.

Hattuşa nasıl bulundu?

Kalıntılar 1834’te Fransız gezgin Charles Texier tarafından Avrupa kamuoyuna tanıtıldı. Texier büyük surları ve kapıları çizdi, ama nerede durduğunu bilmiyordu. Yerin Hitit başkenti olabileceği fikri ancak 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı.

Kesin kanıt 1906’da geldi. Alman Doğu Bilimleri Derneği adına çalışan Hugo Winckler, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden Theodor Makridi ile birlikte Büyükkale’de kazıya başladı ve binlerce tablet ele geçirdi. Çoğu o zaman okunamayan bir dildeydi, ama Akadca yazılmış birkaç metin yerin Hattuşa olduğunu açıkça gösteriyordu. Bu tabletlerden birinin, Hitit kralı III. Hattuşili ile Mısır firavunu II. Ramses arasındaki barış antlaşmasının Hitit kopyası olduğu anlaşıldı.

Tabletlerdeki asıl dil 1915’te Çek dilbilimci Bedřich Hrozný tarafından çözüldü ve bunun bir Hint-Avrupa dili olduğu ortaya çıktı. Bu, bilinen en eski yazılı Hint-Avrupa dili olarak kabul ediliyor. Kazılar 1931’den itibaren Kurt Bittel yönetiminde sistemli hâle geldi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün öncülüğünde, Türk makamlarıyla birlikte bugün de sürüyor.

Kentin planı: Aşağı Şehir, Yukarı Şehir

Hattuşa, Kızlarkayası deresiyle ikiye bölünen geniş bir yamaçta kuruldu. Kuzeydeki Aşağı Şehir daha eski bölüm; güneydeki Yukarı Şehir ise imparatorluk döneminde eklenen, tapınaklarla dolu bir alan. UNESCO’nun kaydına göre kentin tamamını sekiz kilometreyi aşan bir sur kuşatıyordu.

Büyükkale ve arşivler

Kraliyet sarayı, iki yanı uçurumla korunan Büyükkale denen yüksek bir kayalığın üzerindeydi. Tabletlerin önemli bir kısmı buradan ve Büyük Tapınak’ın depolarından çıktı. Hitit arşivleri yalnızca resmî yazışmaları değil; ritüelleri, fal metinlerini, kanunları, antlaşmaları ve vasal krallarla yapılan anlaşmaları da içeriyor. Bu metinler bugün Mainz ve Würzburg merkezli Hethitoloji Portalı gibi akademik projelerle yayımlanıp dijital ortama aktarılıyor.

Arşivin önemini bir örnek iyi anlatıyor: Batı Anadolu’daki Wilusa krallığından söz eden mektuplar ve antlaşmalar, Truva tartışmasının en çok başvurulan kaynakları arasında. Wilusa’nın Truva olup olmadığı ise hâlâ tartışmalı. Ninova’daki Asurbanipal Kütüphanesi ile karşılaştırıldığında Hattuşa’nın koleksiyonu yaklaşık beş yüz yıl daha eski.

Hattuşa Büyük Tapınak kalıntıları
Aşağı Şehir’deki Büyük Tapınak’ın temelleri ve depo odaları. Görsel: Dosseman / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Büyük Tapınak

Aşağı Şehir’deki Büyük Tapınak, MÖ 13. yüzyıldan kalan en iyi korunmuş Hitit tapınağı. Ortadaki kutsal bölümün çevresini yüzlerce depo odası sarıyor. Tapınağın yalnızca bir ibadet yeri değil, aynı zamanda ekonomik bir merkez olduğu bu depolardan anlaşılıyor. Hangi tanrılara adandığı konusunda yaygın kabul, Hatti kökenli Fırtına Tanrısı ile Arinna Güneş Tanrıçası’na; bu yorum metinlere ve planın iki ayrı kutsal oda içermesine dayanıyor.

Kapılar ve Yerkapı tüneli

Yukarı Şehir’in surlarında bugün üç ünlü kapı görülüyor. Güneybatıdaki Aslanlı Kapı, iki yanından taştan oyulmuş aslanların çıktığı kemerli bir geçit. Güneydoğudaki Kral Kapısı adını iç cephedeki kabartmadan alıyor; figür bir kral sanıldığı için bu ad verilmiş, ama sivri miğferi ve silahıyla aslında bir savaşçı tanrıyı tasvir ettiği düşünülüyor.

En güneydeki Sfenksli Kapı, yapay bir toprak setin üzerine kurulmuş. Setin altından geçen yaklaşık yetmiş metrelik taş tünel, Yerkapı, Hitit mühendisliğinin en etkileyici örneklerinden biri. Kapıyı süsleyen sfenkslerden ikisi erken kazılarda yurt dışına götürülmüştü; Berlin’deki ve İstanbul’daki sfenksler 2011’de Boğazköy’e geri getirildi ve şimdi Boğazköy Müzesi‘nde sergileniyor.

Yazılıkaya: Kayaya oyulmuş tanrılar

Kentin iki kilometre kadar kuzeydoğusunda, Yazılıkaya’da, doğal kaya duvarlarından oluşan iki açık hava odası var. Büyük odada sıra hâlinde yürüyen tanrılar ve tanrıçalar görülüyor; ortada iki alay buluşuyor. Küçük odada ise on iki tanrıdan oluşan bir grup ve kral IV. Tuthalya’nın kabartması yer alıyor. Bu odanın bir anma ya da cenaze kültüyle ilgili olduğu düşünülüyor, ama kesin işlevi bilinmiyor.

Yazılıkaya'daki on iki tanrı kabartması
Yazılıkaya küçük odadaki on iki tanrı kabartması. Görsel: Ywpark2003 / Wikimedia Commons, CC0

Kabartmalardaki tanrı isimlerinin bir kısmı Hurri kökenli. Bu, Hitit dininin tek bir kaynaktan değil, Hatti, Hurri ve Mezopotamya geleneklerinin karışımından oluştuğunu gösteren önemli bir işaret.

Kadeş Antlaşması ve Mısır bağlantısı

Hattuşa’nın en bilinen belgesi, MÖ 1259 civarına tarihlenen Mısır-Hitit barış antlaşması. Bu antlaşma, iki imparatorluğun Suriye’deki Kadeş’te yaptığı büyük savaştan yaklaşık on beş yıl sonra imzalandı. Antlaşmanın Mısır versiyonu Karnak ve Ramesseum tapınaklarının duvarlarında, Hitit versiyonu ise Hattuşa’dan çıkan Akadca kil tabletlerde. Tablet bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde; bir kopyası da New York’taki Birleşmiş Milletler binasında sergileniyor.

Mısır kaynakları savaşı firavunun büyük zaferi olarak anlatır; Hitit metinleri ise farklı bir tablo çizer. İki tarafın da kendi anlatısını yüceltmesi, II. Ramses dönemini konu alan Mısır’dan Çıkış tartışmalarında da sık sık hatırlanan bir uyarı.

Kentin sonu

MÖ 1200 civarında, Doğu Akdeniz’in büyük bölümünü etkileyen Geç Tunç Çağı çöküşü sırasında Hitit devleti dağıldı. Eskiden kentin bir saldırıyla yakılıp yok edildiği düşünülüyordu. Daha yeni kazılar farklı bir senaryoya işaret ediyor: Saray ve yönetici sınıf kenti büyük ihtimalle önceden, değerli eşyaları ve arşivin bir kısmını da yanlarına alarak terk etti; yangın izleri ise kent boşaldıktan sonraya ait olabilir. Kuraklık, kıtlık, iç savaşlar ve kuzeydeki Kaşka saldırıları olası nedenler arasında sayılıyor, ama hangisinin belirleyici olduğu kesin değil.

Kentin terk edilmesinden sonra bölgede daha küçük yerleşimler kuruldu; Frig döneminde Büyükkale yeniden kullanıldı. Ancak imparatorluk başkenti olarak Hattuşa bir daha canlanmadı.

Gezi notları

Hattuşa, Ankara’dan yaklaşık iki buçuk, Çorum’dan bir saatlik yol mesafesinde. Ören yeri geniş ve dağınık olduğu için yürüyerek değil, araçla tur yolunu izleyerek gezmek daha pratik. Önce Boğazköy Müzesi’ne uğramak, sfenksleri ve buluntuları gördükten sonra ören yerine çıkmak alanı daha anlaşılır kılıyor. Yazılıkaya ayrı bir giriş noktası; mutlaka programa eklenmeli. 1986’dan beri UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde bulunan alan, Boğazköy-Alacahöyük Milli Parkı içinde yer alıyor; aynı gün Alacahöyük’ü de görmek mümkün.

Kaynaklar ve ileri okuma

UNESCO Dünya Mirası Merkezi, “Hattusha: the Hittite Capital” kaydı; Kültür ve Turizm Bakanlığı Boğazköy Müzesi sayfası; Hethitoloji Portalı (Mainz/Würzburg); J. Seeher, Hattuşa Rehberi: Bir Günde Hitit Başkenti; A. Schachner, Hattuscha: Auf der Suche nach dem sagenhaften Großreich der Hethiter (2011).

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir