Truva Antik Kenti: Efsanenin Altındaki Dört Bin Yıllık Gerçek

Truva Antik Kenti: Efsanenin Altındaki Dört Bin Yıllık Gerçek
0

Çanakkale’nin güneyinde, Hisarlık denen alçak bir tepenin üzerinde duran Truva, adı en çok bilinen ama en çok yanlış anlaşılan antik kentlerden biri. Ziyaretçilerin çoğu dev bir tahta at ve Homeros’un kahramanlarını görmeyi beklerken karşılarında birbirinin üzerine oturmuş, dört bin yıla yayılan karmaşık bir yerleşim katmanı bulur. Aslında kentin asıl hikâyesi de efsanesinden çok bu katmanlarda saklı.

Truva antik kentinde Hisarlık tepesindeki kalıntılar
Hisarlık tepesindeki Truva kalıntıları. Fotoğraf: Barrowbob, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0.

Truva antik kenti nerede ve neden bu kadar önemli?

Kalıntılar, Çanakkale kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta, Tevfikiye köyünün yanında. Bugün denizden birkaç kilometre içeride kalan tepe, Tunç Çağı’nda Çanakkale Boğazı’nın girişine bakan bir koyun kıyısındaydı. Karadeniz ile Ege arasındaki geçişi ve Anadolu ile Balkanlar arasındaki kara yolunu kontrol eden bu konum, yerleşimin binlerce yıl boyunca yeniden kurulmasının başlıca nedeniydi.

UNESCO, Truva’yı 1998’de Dünya Mirası Listesi’ne aldı. Gerekçe yalnızca Homeros bağlantısı değil; alan, Anadolu ile Ege dünyası arasındaki ilişkiyi kesintisiz bir dizi tabakada gösteren nadir yerlerden biri olarak değerlendiriliyor. Listeleme metnine UNESCO’nun Truva sayfasından ulaşılabilir.

Dokuz kat, dört bin yıl

Arkeologlar Hisarlık’ta Truva I’den Truva IX’a kadar numaralanan dokuz ana yerleşim evresi ve bunların içinde onlarca alt evre tanımlıyor. En eski katman MÖ 3000 civarına, yani Erken Tunç Çağı’na tarihleniyor. En üstte ise Helenistik ve Roma dönemlerinin Ilion’u yer alıyor; kent Bizans döneminde giderek önemini yitirdi.

Truva II, Erken Tunç Çağı’nın zengin bir kalesiydi ve meşhur hazinelerin çıktığı tabaka da budur. Truva VI ise Geç Tunç Çağı’nda, MÖ 1700–1250 arasında, güçlü taş surları ve geniş bir aşağı şehriyle bölgenin önemli merkezlerinden biri hâline geldi. Ardından gelen ve bazı araştırmacıların Truva VIIa olarak adlandırdığı evre, MÖ 1180 dolaylarında yangınla sona erdi.

Truva VI dönemine ait eğimli taş surlar
Truva’nın Geç Tunç Çağı surlarından bir bölüm. Fotoğraf: Jorge Láscar, Wikimedia Commons, CC BY 2.0.

Kazıların hikâyesi: Calvert’ten bugüne

Hisarlık’ın Homeros’un Troia’sı olabileceğini öne süren ilk kişiler arasında, tepenin bir bölümüne sahip olan İngiliz Frank Calvert vardı. Ama alanı dünyaya tanıtan, 1870’te kazıya başlayan Alman iş insanı Heinrich Schliemann oldu. Schliemann efsanedeki kenti bulmaya o kadar odaklanmıştı ki tepenin ortasından geniş bir hendek açarak sonraki katmanların önemli bir kısmını tahrip etti. 1873’te bulduğu altın ve gümüş eserleri “Priamos’un Hazinesi” olarak ilan etti; oysa bu eserler Homeros’un anlattığı dönemden en az bin yıl daha eskiydi. Hazine Osmanlı’dan gizlice çıkarıldı, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Berlin’den Sovyetler Birliği’ne götürüldü ve büyük bölümü bugün Moskova’daki Puşkin Müzesi’nde.

Schliemann’ın ardından Wilhelm Dörpfeld, 1930’larda Carl Blegen ve 1988’den itibaren Manfred Korfmann yönetimindeki ekipler kazıları sürdürdü. Korfmann döneminde jeofizik taramalar, tepenin altında sanıldığından çok daha büyük bir aşağı şehir bulunduğunu gösterdi. 2013’ten beri kazılar Türk arkeologların başkanlığında devam ediyor. 2018’de açılan Troya Müzesi ise alandan çıkan eserlerin bir kısmını ören yerinin hemen yanında sergiliyor.

Truva Savaşı gerçekten yaşandı mı?

Bu sorunun dürüst cevabı: bilmiyoruz. Arkeoloji, Hisarlık’ın Geç Tunç Çağı’nda zengin ve surlarla korunan bir kent olduğunu, bazı evrelerin yangın ve tahribatla bittiğini gösteriyor. Ancak bu tahribatın bir Akha ordusunun on yıllık kuşatmasından mı, depremden mi, yerel çatışmalardan mı kaynaklandığı kesin olarak belirlenemiyor. Truva VI’nın sonunu bazı araştırmacılar depreme bağlıyor; VIIa’daki yangın ve bulunan birkaç ok ucu ise savaş yorumunu destekleyenlerce öne çıkarılıyor.

Hitit arşivleri tartışmaya ilginç bir boyut ekliyor. Hattuşa’da bulunan tabletlerde, Batı Anadolu’da “Wilusa” adlı bir krallıktan ve Ahhiyawa denen bir güçle yaşanan gerginliklerden söz ediliyor. Pek çok uzman Wilusa’nın Yunanca (W)ilios, yani Truva olduğunu kabul ediyor, Ahhiyawa’yı da Homeros’un Akhalarıyla ilişkilendiriyor. Bu eşleştirmeler güçlü bir akademik görüş olsa da doğrudan kanıt değil; Hitit metinlerinde Homeros’taki gibi büyük bir savaş da anlatılmıyor.

Homeros’un İlyada’sı ise olaylardan birkaç yüzyıl sonra, büyük olasılıkla MÖ 8. yüzyılda şekillenmiş sözlü bir şiir geleneğinin ürünü. Tahta at hikâyesi İlyada’da yer almaz; Odysseia’da kısaca anılır ve ayrıntıları daha sonraki yazarlardan, özellikle Vergilius’tan gelir. Atın arkeolojik bir izi bulunmuyor. Kısacası destan, gerçek bir kentin ve belki de gerçek çatışmaların hatırasını taşıyor olabilir, ama bir tarih kitabı gibi okunamaz.

Ziyaret için pratik bilgiler

Ören yeri Çanakkale’den karayoluyla yarım saat kadar sürüyor; şehirden kalkan minibüsler ve turlar düzenli olarak gidiyor. Girişteki tahta at, 1970’lerde yapılmış temsili bir modeldir; Çanakkale sahilindeki daha büyük at ise 2004 yapımı “Troy” filminden kalan dekordur. Alanda iyi işaretlenmiş bir yürüyüş yolu, Truva VI surlarını, megaron yapılarını, Roma tiyatrosunu ve Schliemann’ın açtığı hendeği sırayla gösteriyor. Gölge az olduğundan yaz aylarında sabah erken saatler tercih edilmeli.

Ören yerini gezdikten sonra Troya Müzesi’ne ayrı bir zaman ayırmak, karmaşık katmanları anlamayı çok kolaylaştırıyor. Aynı rotada Assos ya da Aleksandreia Troas gibi antik kentlerle birleştirilebilir. Ege kıyısında başka bir büyük antik kenti görmek isteyenler için Efes rehberimiz iyi bir devam noktası. Anadolu’nun çok daha eski yerleşim tarihini merak edenler Çatalhöyük yazısına göz atabilir; katmanlı yapısı ve efsaneleşmiş adıyla Truva’ya benzeyen bir başka höyük için de Megiddo makalesine bakılabilir.

Çanakkale sahilinde Troy filminden kalan tahta at
Çanakkale sahilindeki tahta at, 2004 yapımı “Troy” filminin dekorudur, arkeolojik bir buluntu değildir. Fotoğraf: Ngaïporo Gaëtan Roch, Wikimedia Commons, CC0.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir