Bergama: Attalos Başkenti, Asklepion ve Pergamon Sunağı

Bergama: Attalos Başkenti, Asklepion ve Pergamon Sunağı
0

Bergama, İzmir’in kuzeyinde, Bakırçay ovasına bakan Kale Tepe’sinin yamaçlarında yükselen antik Pergamon’un bugünkü adıdır. Hellenistik Attalos krallığının başkenti, Roma döneminde Asia eyaletinin önemli metropollerinden biri, Bizans ve Osmanlı katmanlarıyla da yaşayan bir yerleşimdir. UNESCO’nun 2014’te listelediği “çok katmanlı kültürel peyzaj” ifadesi abartı değildir: aynı coğrafyada tiyatro, kütüphane iddiası, Asklepion, Serapeion ve Osmanlı çarşısı üst üste okunur.

Popüler anlatı çoğu zaman üç cümleye sıkışır: “dünyanın en dik tiyatrosu”, “İskenderiye’den sonra ikinci kütüphane”, “parşömen burada icat edildi”. Bunların hangisi arkeolojik yapı, hangisi antik edebiyat, hangisi sonradan büyümüş efsane? Ayrıştırmadan kent anlaşılmaz.

Attalos başkenti: yamaçta kurulan güç

Pergamon, MÖ 3. yüzyılda Attalos hanedanının başkenti olarak yükselir. Ege’nin antik dünya kalbinde, Avrupa ile Ortadoğu arasında bir kavşakta kültürel, bilimsel ve siyasi merkez olur. UNESCO özeti, başkentin Kale Tepe’sinin tepesine kurulmasının kentsel sahneyi belirlediğini vurgular: dik yamaçlar teraslarla düzenlenir, anıtlar ovaya hükmedecek biçimde yerleştirilir. Eumenes II döneminde surlar genişler; araştırmalar tahkimli alanın kabaca 21 hektardan 90 hektar civarına çıktığını yazar. Bu rakamlar kazı ve sur hattı ölçümlerine dayanır; “nüfus 200 bin” gibi modern popüler iddialar ise su sisteminin kapasitesinden yapılan yorumlarla dolaşır ve kesin nüfus sayımı değildir.

Hellenistik başkentin simge yapıları arasında Athena kutsal alanı, çok dik tiyatro, üç teraslı gymnasion, uzun stoa’lar ve Büyük Sunak yer alır. Kuzeybatıda Kapıkaya’daki kaya oyma Kybele kutsal alanı, akropol ile görsel eksende hizalanmıştır; yerel Anadolu kült sürekliliğinin parçası olarak okunur. Aynı Anadolu Hellenistik dünyasında Nemrut Dağı, Kommagene’nin dağ üstü tanrı sentezini gösterir; Bergama ise daha çok kent ölçeğinde Attalos prestij mimarisini taşır.

Bergama akropolündeki dik antik tiyatronun oturma basamakları
Akropol tiyatrosu, Bergama (Pergamon). Görsel: Bernard Gagnon / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

Tiyatro, yamaca oyulmuş oturma sıralarıyla antik dünyanın en dik örneklerinden biri sayılır. Seyirci kapasitesi için on bin civarı gibi rakamlar dolaşır; bunlar modern hesaplamalardır, her basamağın aynı dönemde dolduğunu kanıtlamaz. Yine de manzara ve eğim, Attalos mimarisinin coğrafyayı nasıl tiyatroya çevirdiğini gösterir.

Bergama kütüphanesi ve parşömen efsanesi

Attalos kralları kütüphaneyi prestij aracı yaptı. Antik kaynaklarda koleksiyonun İskenderiye’den sonra en önemli kütüphanelerden biri olduğu söylenir. Plutarkhos’un Antonius biyografisinde geçen bir anlatıya göre Marcus Antonius yaklaşık 200.000 tomarlık bir koleksiyonu Kleopatra’ya hediye eder. Bu rakamı doğrulayan bir katalog yoktur; dolayısıyla “kesin 200 bin” demek yerine “antik edebiyatta aktarılan büyüklük iddiası” demek daha dürüsttür. Yapının konumu da tartışmalıdır: 19. yüzyıldan beri çoğu araştırmacı onu Athena kutsal alanının kuzey stoasına bağlı bir ek yapıyla özdeşleştirir; gymnasion yazıtlarında kütüphane geçen kayıtlar ise alternatif yer önerilerine kapı açar.

Parşömen sözcüğünün Latince pergamenum üzerinden Pergamon’a bağlanması doğrudur. Plinius, Ptolemaios’un papirüs ihracatını kısıtlaması üzerine burada parşömenin “icat edildiğini” yazar. Oysa Herodotos’un da belirttiği gibi hayvan derisi yazı malzemesi çok daha eskidir. Arkeolojik ve filolojik uzlaşıya yakın okuma şudur: Bergama parşömeni “icat etmedi”, ama üretim ve ticaretinde öne çıkan bir merkez oldu; efsane rekabeti büyüttü. Antik arşivlerin nasıl biriktiği sorusu için Asurbanipal’ın Ninova tabletleri ile karşılaştırmak yararlıdır: biri kil tablet krallık arşivi, diğeri Hellenistik tomar kütüphanesi; ikisi de “bilgi yığma” siyasetinin farklı malzemeleridir.

Büyük Sunak: Gigantomachia ve Berlin

Büyük Pergamon Sunağı, Eumenes II döneminde (MÖ 2. yüzyılın ilk yarısı) akropol teraslarından birinde yükseldi. Dış frizde Olympos tanrılarının Gigantomachia’sı, içte Telephos öyküsü işlenir. Adak yazıtı parçalıdır; Zeus ve Athena güçlü adaylardır, ama tek bir kesin ithaf herkesçe kabul edilmiş değildir. Galat zaferine özel bir anıt olduğu yönündeki eski popüler okuma, frizin evrensel kozmik dilini ve yazıtın “tanrıların iyilikleri”ne işaret eden dilini tek bir savaşa indirgemeyi zorlaştırır. Birçok araştırmacı onu daha genel bir zafer ve hanedan meşruiyeti anıtı olarak görür.

Berlin Pergamonmuseum'da sergilenen Bergama Büyük Sunağı
Pergamon Sunağı, Pergamonmuseum, Berlin. Görsel: Raimond Spekking / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

19. yüzyıl Alman kazıları sunağın mermerlerini Berlin’e taşıdı; bugün Pergamonmuseum’da yeniden kurulmuş haldedir. Bu durum hem koruma hem kültürel mülkiyet tartışmalarının parçasıdır. Bergama’da yerinde kalan, sunağın oturduğu terasa ve çevre düzenine dair arkeolojik çerçevedir. “Sunak hâlâ tepede duruyor” sanısı ile “tamamı Berlin’de” sanısı aynı ölçüde yanıltıcıdır: frizler müzededir, bağlam ise akropoldedir.

Bergama akropolündeki Trajanus Tapınağı'nın sütunlu cephesi
Trajanus Tapınağı (Trajaneum), Bergama. Görsel: Bernard Gagnon / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

Roma döneminde akropol yeni bir imparator kültü katmanı kazanır. Trajanus Tapınağı (Trajaneum) Hadrianus döneminde tamamlanan görkemli bir teras tapınağıdır. Hellenistik siluet bozulmadan, üzerine Roma’nın tanrı-imparator dili eklenir.

Asklepion: şifa, uyku ve Galen

Akropolün eteğindeki Asklepion, şifa tanrısı Asklepios’a adanmış bir kutsal alandır. Pausanias’a göre ilk tapınak MÖ 4. yüzyılın ilk yarısına iner; kazılar Hellenistik gelişimi ve Roma’daki parlak dönemi (özellikle MS 2. yüzyıl, Hadrianus düzenlemeleri) belgeler. Kutsal yola (Via Tecta) döşeli yaklaşım, propylon, sütunlu avlular, yaklaşık 3.500 kişilik tiyatro, kütüphane salonu, yuvarlak tedavi yapısı ve yeraltı geçidi kompleksin iskeletini oluşturur. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile müze tanıtımları, kutsal kaynağın hâlâ aktığını ve Epidaurus–Kos çizgisindeki çağdaş şifa merkezleriyle kıyaslandığını yazar.

Bergama Asklepion kutsal alanındaki sütunlu avlu kalıntıları
Asklepion, Bergama. Görsel: Özge Kesgin / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Tedavi yöntemleri hakkında en canlı anlatılardan biri Aelius Aristides’in Hieroi Logoi metinleridir: rüya, inkübasyon (kutsal alanda uyuma) ve tanrısal yönlendirme kişisel dinsel deneyim olarak anlatılır. Bu, modern hastane protokolü değildir; arkeolojik mekân ile edebi deneyimin kesişimidir. Pergamonlu hekim Galen burada eğitim görüp çalışmış, eserleri yüzyıllarca tıp geleneğini etkilemiştir. Galen’i “Asklepion’un başhekimi” ilan etmek abartı olur; ama Bergama’nın tıp ve bilim itibarı arkeoloji ile biyografi birlikte okunduğunda güçlenir.

133’ten UNESCO’ya: Roma, Bizans, Osmanlı

Attalos III’ün MÖ 133’te krallığı Roma’ya vasiyet etmesiyle Pergamon Roma Asia eyaletinin önemli kenti olur; bir dönem eyalet başkenti işlevi görür. Roma amfitiyatrosu, su kemerleri, Serapeion (Kızıl Avlu) ve imparator kültü yapıları eklenir. Serapeion’un öyküsü katmanlıdır: Mısır kökenli bir tanrıya Roma tapınağı, sonra kilise, bir rotundada sinagog kullanımı, ardından cami — UNESCO bunu uzun süreli dini sürekliliğin örneği sayar.

Kızıl Avlu’nun tuğla ve taş kütlesi ovadaki Roma ölçeğini ayakta tutar; akropolün mermer dilinden farklı bir malzeme seçimi, Mısır kültünün ithal karakterini de hissettirir. Su altyapısı — basınçlı boru hatları ve kemerler — Hellenistik–Roma mühendisliğinin ovaya indirdiği görünmez katmandır; UNESCO basınçlı su hatlarını üstün değer öğeleri arasında sayar.

Bizans döneminde ticaret ve siyaset merkezlerinin kuzeybatı Anadolu’ya, özellikle Konstantinopolis’e kaymasıyla kent orta ölçekli bir yerleşime dönüşür; yine de Asia’nın Yedi Kilisesi arasında anılır. Osmanlı döneminde ovada camiler, hamamlar, hanlar ve bedestenlerle yeni bir kent dokusu örülür. UNESCO 2014’te “Pergamon and its Multi-Layered Cultural Landscape” adıyla siteyi listeledi. Resmî tanıtım için İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Asklepion müze sayfası güncel ziyaret bilgisinin çıkış noktalarıdır.

Anadolu’daki başka bir höyük–efsane gerilimi için Truva yazısı yararlı bir karşılaştırma sunar: edebi ün ile kazı katmanı her zaman aynı hızda ilerlemez. Bergama’da ise edebi ün (kütüphane, parşömen, Galen) çoğu zaman taşın hemen yanında durur; mesele onları birbirine yapıştırmadan okumaktır.

Ne kesin, ne tartışmalı?

Kesine yakın olanlar: Attalos başkentinin yamaç planı; tiyatro ve Trajaneum’un yerleri; Asklepion’un Roma dönemi mimari iskeleti; sunağın Berlin’deki frizleri; 133 vasiyeti sonrası Roma eyalet kenti oluşu; 2014 UNESCO tescili.

Tartışmalı veya edebi olanlar: kütüphanenin kesin binası ve 200.000 tomar rakamı; parşömenin “icat” hikâyesi; sunağın tek bir tanrıya kesin ithafı; antik nüfusun yuvarlak rakamları. Popüler rehber cümleleri bunları sıkça düz gerçeğe çevirir. İyi bir okuma, rehberin heyecanını koruyup kanıt türünü değiştirmeden bırakır.

Bergama ziyareti için akropol (teleferik/tırmanış), Asklepion ve Kızıl Avlu ayrı tempolarda gezilir. Müzede sergilenen buluntular ile Berlin’deki sunak frizleri aynı öykünün iki mekânıdır. Kent, tek bir “harika” ile değil, katmanların dürüstçe ayrılmasıyla anlaşılır. Rehber kitap cümlesi ile kazı raporu aynı hızda konuşmaz; ikisini ayırmak okurun işidir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir