Karnak Tapınağı: Teb’de İki Bin Yılda Büyüyen Amon Kompleksi

Karnak Tapınağı: Teb’de İki Bin Yılda Büyüyen Amon Kompleksi
0

Karnak Tapınağı, Mısır’ın güneyindeki Luksor kentinde, Nil’in doğu kıyısında yer alan ve antik Teb’in baş tanrısı Amon’a adanmış dev bir tapınak kompleksidir. Tek bir yapı değil; iki bin yılı aşkın bir sürede, neredeyse her kralın bir şey ekleyip bir şey söktüğü, iç içe geçmiş tapınaklar, avlular ve kutsal alanlardan oluşan bir bütün. Eski Mısırlılar buraya Ipet-sut, yani “yerlerin en seçkini” diyordu.

Karnak Tapınağı’nın bulunduğu, Kahire’nin yaklaşık 700 kilometre güneyindeki bu alan, UNESCO’nun 1979’da listeye aldığı “Antik Teb ve Nekropolü” Dünya Mirası alanının parçası. Batı yakadaki Krallar Vadisi ölülerin dünyasıysa, doğu yakadaki Karnak yaşayanların, rahiplerin ve tanrıların dünyasıydı.

Karnak Tapınağı nasıl bu kadar büyüdü?

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’nın Karnak tanıtımına göre Amon kültüne ait en eski iz, MÖ 2100’lü yıllarda hüküm süren II. İntef dönemine uzanıyor. Ülkeyi yeniden birleştiren hanedan Teb’den çıkınca, kentin yerel tanrısı Amon da devletin en önemli tanrısına dönüştü. Orta Krallık’ta I. Senusret burada taş bir tapınak yaptırdı. Asıl büyük genişleme ise Mısır’ın Fırat’tan Sudan’a uzanan bir güç hâline geldiği Yeni Krallık’ta (yaklaşık MÖ 1550–1069) yaşandı.

Bu dönemde neredeyse her firavun, Amon’a duyduğu bağlılığı ve kendi zaferlerini taşa geçirmek için Karnak Tapınağı’na bir pilon, bir salon ya da bir dikilitaş ekledi. Yapım Ptolemaioslar döneminde de sürdü, Roma çağında bile küçük eklemeler yapıldı. Ortaya çıkan şey planlı bir bina değil, katman katman büyümüş bir kent dokusuna benziyor. Tapınak bu yüzden Mısır mimarisinin bir “zaman çizelgesi” gibi okunuyor.

Karnak Tapınağı kompleksi birkaç ayrı bölgeden oluşuyor. En büyüğü Amon bölgesi. Güneyde Amon’un eşi Mut’a, kuzeyde savaş tanrısı Montu’ya ait alanlar var. Doğuda ise Akhenaton’un güneş kursu Aton için yaptırdığı, sonradan yıkılan tapınak bulunuyordu. Akhenaton’un ölümünden sonra Amon kültünün nasıl geri döndüğünü, Karnak’ta bulunan Restorasyon Steli üzerinden Tutankamon yazımızda ayrıntılı olarak anlatmıştık.

Pilonlardan kutsal göle: Karnak Tapınağı’nda bir yürüyüş

Ziyaretçiler Amon bölgesine batıdan, Nil’e bakan taraftan girer. Önce iki sıra koç başlı sfenksin arasından geçilir; koç, Amon’un kutsal hayvanıydı. Ardından devasa Birinci Pilon gelir. Genellikle 30. hanedana tarihlenen bu kapı hiçbir zaman tamamlanmadı. İç yüzüne yaslanan kerpiç yığını, pilonların nasıl yükseltildiğine dair nadir ipuçlarından biri olarak yorumlanıyor.

Büyük avluyu geçip İkinci Pilon’dan girildiğinde Karnak’ın en çok fotoğraflanan bölümüne varılır.

Karnak Tapınağı’nın büyük hipostil salonunda dev papirüs biçimli sütunlar arasından süzülen sabah ışığı, temsili görsel
Temsili görsel: Büyük Hipostil Salon’un sütunları arasına düşen sabah ışığı.

134 sütunlu Büyük Hipostil Salon

UNESCO’nun verdiği ölçülere göre salon 102 metre genişliğinde, 53 metre derinliğinde ve yaklaşık 5.000 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Çatıyı 134 sütun taşıyordu. Orta koridordaki 12 sütun yaklaşık 21 metre yüksekliğinde, çapları üç metreyi aşıyor; yanlardaki sütunlar ise 15 metre civarında. Orta sütunların daha yüksek olması, çatının ortasında ışığın içeri süzüldüğü taş pencerelere yer açıyordu.

Salonun yapımı ve süslemesi büyük ölçüde I. Seti ve oğlu II. Ramses dönemine ait. Bazı araştırmacılar planın III. Amenhotep zamanına kadar gittiğini düşünüyor; UNESCO ise salonu I. Seti’nin başlattığını yazıyor. Memphis Üniversitesi’nin yürüttüğü Karnak Büyük Hipostil Salon Projesi 1992’den beri buradaki kabartmaları belgeliyor ve koruyor. Dış duvarlarda I. Seti’nin Levant ve Libya seferlerini anlatan savaş sahneleri yer alıyor.

Hatşepsut’un dikilitaşı

Salonun doğusunda, Karnak Tapınağı’nın ayakta kalan iki dikilitaşı yükselir. Daha uzun olanı, kendini firavun ilan eden kraliçe Hatşepsut’a ait. Tek parça Asvan granitinden yontulan anıtın yüksekliği kaynaklara göre 29 ile 30 metre arasında değişiyor; Mısır Eski Eserler Bakanlığı ağırlığını 300 tonun üzerinde veriyor. Mısır’da hâlâ yerinde duran en yüksek dikilitaş bu. Eşi ise yıkılmış ve parçaları alanın içinde görülebiliyor. Yakındaki diğer dikilitaş, Hatşepsut’un babası I. Thutmose’ye ait.

Daha doğuda III. Thutmose’nin Akh-menu adlı tören salonu bulunuyor. Duvarlardaki bitki ve hayvan kabartmaları, kralın Suriye seferlerinden getirildiği anlatılan türleri gösterdiği için “botanik bahçesi” adıyla anılıyor. Güneyde ise rahiplerin ritüelden önce arındığı kutsal göl hâlâ suyla dolu.

Karnak duvarlarındaki Yakın Doğu

Karnak Tapınağı yalnızca bir ibadet yeri değil, aynı zamanda devasa bir arşiv. III. Thutmose’nin yıllıkları, firavunun MÖ 15. yüzyılda Kenanlı kentlerin ittifakına karşı kazandığı zaferi anlatır. Bu metin, Megiddo muharebesi için elimizdeki en ayrıntılı kaynak. II. Ramses ile Hitit kralı III. Hattuşili arasında yapılan barış antlaşmasının Mısırca metni de Karnak duvarlarına kazınmıştır; aynı antlaşmanın Hititçe çivi yazılı nüshası Hattuşa kazılarında bulunan tabletlerden biliniyor.

Birinci avlunun güney kapısı olan ve “Bubastis Kapısı” adıyla bilinen bölümde, 22. hanedanın kurucusu I. Şeşonk’un sefer kabartması yer alır. Burada bugünkü İsrail ve Filistin topraklarındaki, Negev’deki ve Ürdün Nehri’nin doğusundaki yerleşimlere ait 150’yi aşkın yer adı sıralanır. Araştırmacıların çoğu Şeşonk’u, Kitab-ı Mukaddes’te Yeruşalim’e sefer düzenlediği anlatılan Şişak ile özdeşleştirir. Megiddo’da bulunan bir Şeşonk steli parçası, Mısır ordusunun en azından bu kente ulaştığını kanıtlıyor. Listedeki adların gerçekten yıkılan kentleri mi, haraç veren yerleri mi, yoksa yalnızca egemenlik iddiasını mı gösterdiği ise tartışmalı. Seferin tarihi ve kutsal metindeki anlatıyla nasıl eşleştirileceği konusunda da görüş birliği yok.

Teb’in kendisi de kutsal metinlerde geçer: Eski Ahit’te “No” ya da “No-Amon” diye anılan kent burasıdır. Nahum kitabında Ninova’ya bir uyarı olarak hatırlatılan No-Amon’un düşüşü, Asur kralı Asurbanipal döneminde, MÖ 664–663 civarında kentin yağmalanmasıyla ilişkilendirilir. Bu bağlantılar Karnak’ın çevresindeki dünyayla ilgisini gösterir; ancak tapınak duvarlarında Hz. Yusuf ya da Hz. Musa’dan söz eden bir yazıt bulunmuyor ve böyle bir iddia arkeolojik bir temele dayanmıyor.

Karnak Tapınağı’nın kutsal gölü ve arkasındaki taş kalıntılar gün batımında, temsili görsel
Temsili görsel: Rahiplerin arınma için kullandığı kutsal gölün akşam saatlerindeki görünümü.

Opet Bayramı ve Sfenksler Yolu

Karnak Tapınağı’nın ana ekseni doğu-batı yönündedir ve güneşin gökyüzündeki yolunu izler. Ama tapınağın bir de güneye, yaklaşık üç kilometre ötedeki Luksor Tapınağı’na yönelen ikinci bir ekseni var. İki tapınak, iki yanı sfenkslerle çevrili bir tören yoluyla birbirine bağlanıyordu. Her yıl Nil taşkını mevsiminde düzenlenen Opet Bayramı’nda Amon, Mut ve Khonsu’nun heykelleri, kayık biçimindeki taşınabilir mabetler içinde rahiplerin omuzlarında Luksor’a götürülürdü.

Zamanla toprak ve modern yapılar altında kalan bu yol, uzun süren kazı ve düzenleme çalışmalarının ardından 25 Kasım 2021’de Opet alayını canlandıran bir törenle yeniden açıldı. Yaklaşık 2,7 kilometrelik yolun bir kısmı bugün yürüyerek gezilebiliyor.

Karnak Gizli Deposu: toprağa gömülen 17 bin bronz

1903’te Fransız arkeolog Georges Legrain, Yedinci Pilon’un önündeki avluda kazı yaparken olağanüstü bir çukura rastladı. Taban suyunun sürekli sızdığı zorlu bir kazı 1907’ye kadar sürdü. Kahire Fransız Doğu Arkeolojisi Enstitüsü’nün (IFAO) Karnak Cachette veri tabanına göre buradan 700’ü aşkın taş heykel ve yaklaşık 17 bin bronz çıkarıldı; Karnak’taki Fransız-Mısır araştırma merkezi CFEETK, heykel sayısını 800’e yakın veriyor.

Heykellerin çoğu Yeni Krallık’tan Ptolemaioslar dönemine kadar Karnak’ta görev yapmış rahipleri temsil ediyor. Bu yüzden buluntu, aynı Tebli ailelerin kuşaklar boyu rahiplik yaptığını izlemeyi mümkün kılan eşsiz bir kaynak. Eski heykellerin neden topluca gömüldüğü kesin olarak bilinmiyor; en yaygın açıklama, tapınağı dolduran ve artık yer kaplayan kutsal eşyanın, atılamayacağı için toprağa verildiği yönünde. Heykellerin büyük kısmı bugün Kahire’deki Mısır Müzesi’nde.

Pilonların içinden çıkan şapel

Karnak’ta eski yapıların taşları sık sık yenilerinin dolgusu olarak kullanıldı. I. Senusret’in jübile töreni için yaptırdığı ve “Beyaz Şapel” denen kireç taşı köşk de bu şekilde söküldü, blokları Üçüncü Pilon’un içine yerleştirildi. 1920’lerdeki onarımlarda pilonun içinden on bir farklı yapıya ait yüzlerce blok çıktı. Şapel yeniden kuruldu ve bugün Açık Hava Müzesi’nde görülebiliyor. Kaidesinde Mısır’ın eyaletlerini ve ölçülerini sıralayan yazıtlar, Orta Krallık’ın idari coğrafyası hakkında da bilgi veriyor. Aynı biçimde Akhenaton’un Aton tapınaklarından sökülen küçük bloklar da sonraki pilonların dolgusundan çıkarıldı.

Karnak Tapınağı’nı gezerken

Karnak Tapınağı, Luksor kent merkezinin birkaç kilometre kuzeyinde; taksiyle ya da Nil kıyısındaki yoldan kolayca ulaşılıyor. Alan çok geniş ve gölgesi az olduğu için ziyaret için sabahın erken saatleri en uygunu. Öğle sıcağında taş zeminler ısınıyor, kalabalık da artıyor. Amon bölgesini ana hatlarıyla görmek için en az iki üç saat ayırmak gerekiyor. Mut bölgesi için ayrı bilet gerekebiliyor.

Hiyeroglifleri okuyamıyor olmak gezinin keyfini azaltmaz; ama Rosetta Taşı sayesinde çözülen bu yazının kral adlarını içeren oval kartuşlarını tanımak, hangi duvarın hangi firavuna ait olduğunu ayırt etmeyi kolaylaştırır. Ziyaret saatleri ve bilet fiyatları sık değiştiği için gitmeden önce Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’nın sayfasına bakmak iyi olur.

Karnak Tapınağı’nı tek seferde kavramak zor. Bir firavunun yaptırdığı salonun, bir sonrakinin pilonunun gölgesinde kaldığı, eski taşların yeni duvarların içinde saklandığı bu alanda her köşe başka bir yüzyıla ait. Belki de en iyisi, onu bitmiş bir eser olarak değil, iki bin yıl boyunca defalarca yeniden ele alınmış bir şantiye olarak düşünmek.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir